27 Eylül 2012 Perşembe

Summer 2012

Gene uzun bir zaman sonra tekrar yazıyorum. Herkese merhaba. :)

İnterrail klasiği olan "arkadaşlarının seni ekmesi" durumu, bu yaz benim başıma geldi. Maalesef Tamer sağlık problemlerinden, Müge de maddi yetersizlikten dolayı katılamayınca dımdızlık tek başıma kaldım. =) İnterrail hakkında her türlü bilgiyi bulabileceğiniz forum sitesi TrenleGeziyorum'da benim gibi kendine yol arkadaşı arayan insanlarla tanıştım, sohbet ettik. Tam kafa bir arkadaş buldum, rotayı ayarlayacağız derken bu kış evlenip eniştemin yanına Amerika'ya yerleşen ablamdan cazip bir teklif geldi. Serdar buraya gel, Las Vegas'da yapacak çok şey var. California'ya da gideriz. Universal stüdyolarını gezeriz vs. teklifleriyle interrail konusunda tam tamam demişken, u dönüşü yapıp Amerika'da 3 hafta dolu dolu tatil yapayım dedim. Pasaport başvurumu yaptım. Devletimiz sağolsun çuvalla para aldığı yetmiyormuş gibi, üstüne pasaportumu 5 haftada teslim edince Ağustos'un ilk haftalarında epey pahalı uçak biletlerine kaldım. Uçak bileti rezervasyonumu yaptım ve ABD konsolosluğuna randevu talebinde bulundum. Başvuru ve randevu ücreti (160$-20$) 180$'ı afiyetle ödedikten sonra, 5 gün sonra randevuma gittim. Tüm belgelerim eksiksiz, fazlası var. Maalesef Hint orjinli Amerikalı kadın sadece 4 soruyla, belgelerimin hiçbirine bakmadan beni reddetti. Neden diye sorduğumda alt taraftan bir belge verdi. Düşündüğüm gibi otomatik bir formdu. Ailevi bağlarınız yeterince kuvvetli olmadığı için vs vs. Amerika'ya vize almaya uygun bulunmadınız. Şok oldum. Ömrümde böyle bir ret yemedim. Baksa belgelerime, eksiğimin değil fazlamın olduğunu görecek de neyse. Allahından bulsun! İtiraz hakkımız da yok. Moral bozukluğu tavan... 1-2 gün kendime gelemedim. Öte yandan düşünmeye başladım. O kadar plan program yap. Bir gudubet kadın içine etsin. Böyle olmaz, kesinlikle bir yerlere gideceğim dedim. Yunan adalarından, güneyde macera kampı programlarına kadar araştırmaya başladım. Vizesiz Yunan adaları diye pazarladıkları olay turla gidersen geçiyormuş. Ben bireysel gitmek istediğimden ve de 3-4 günlük tura 1000 lira bayılacak kadar zengin olmadığımdan vazgeçtim. =) Ertesi gün uyandığımda maillerime bakarken acıma mahrem olacak maili gördüm. Sene içerisinde de 1-2 günübirlik gezisine katıldığım Kampist seyahat grubunun, Antalya Manavgat'a macera kampı tatili düzenlediğini gördüm ve kafamda ışıklar yanmaya başladı. 5 gün macera kampında takılır, sonra sevdiceğimin yanına Isparta'ya geçerim. Bir 5 gün de orda kamp yaparım. Avrupa'nın da, Amerika'nın da acısını çıkartırım diye düşündüm ve hazırlıklar başladı. İnterrailde de gerekecek çadırımı, uyku tulumumu aldım. Detaylarını sonraki postumda vereceğim.




 


Kampist ile Antalya/Manavgat Köprülü Kanyon'da Gökçesu Tesisleri'nde çok keyifli ve eğlenceli bir macera kampı geçirdik. 5 gün boyunca sudan çıkmadık desem yeridir. Neredeyse her gün rafting yaptık. O kadar kürek çekmekten kas yaptığımı hissettim. :)) Jeep Safari'de su savaşları yaşandı, ormanda hırpalandık. Yorgunluğumuzu şelalede yüzerek attık. Köprülü Kanyon'da kanyoning yaptık. Çok güzeldi ama seviye derecesi basitti. Peşine kaya inişi ve zifiri karanlıkta rafting... Gece de aynı zevkleri paylaştığımız dostlarla sıcak sohbetler. Kampı ve kamp arkadaşlığını çok sevdim. Başka bir gün nehrin iki yakası üzerine kurulmuş makara sistemi ile yerden 20-40 mt. yükseklikte ekşın filmlerine taş çıkartırcasına uçtuk. :) Son günümüzü Antalya merkezde Dedeman's Aqua Park'ta geçirdik. O kaydırak senin, bu kaydırak benim kaydık da kaydık. Vee akşam üzeri Antalya maceram sona erdi. 

2 yorum:

  1. Red olayı kötü olmuş.... ulan allahın topraklarına giremiyoruz ya fıtık oluyorum.... bu da bir nevi hapis mk

    YanıtlayınSil
  2. Malesef... Bir de keyfi bir red olunca insanı çileden çıkarıyor. Resmen paranla rezillik. Neyse ki, iki ufak tatili birleştirince acısını çıkarttım. =)

    YanıtlayınSil